Eve Ensler ile V-Day Üzerine #Rise4Revolution

Ben ne ‘ilk’lerin çok önemli olduğuna inanırım, ne özel günlerin çok özel olduğuna. Bayram derseniz, bana her gün bayram zaten! Sevgililer Günü’nün ise 3 yıldır farklı bir anlamı var artık. Yazının geri kalanını 13 Şubat 2015’de Milliyet gazetesinde yayınlanan Eve Ensler ile yaptığım röportajın biraz daha uzun versiyonunu kopyalayarak devam ettiriyorum. Türkiye’de kadın, erkek ve çocuklara yapılan şiddete ve haksızlıklara karşı çıkmak, bu konuda farkındalık yaratmak için çaba gösteren herkese selam yolluyorum. İyi okumalar! 

Ege-Eve_2011

Eve ile tanışma – 2011

Vajina Monologları’nı henüz okumadan burun bükenlerdendim, ‘Vajina’larından bahsederek dikkat çekmeye çalışan bir grup kadın oyuncu!’ diye ön-yargılayanlardan. Ta ki iç savaş sırasında bir grup askerin tecavüzüne uğrayan Bosna’lı kadının monoloğunu okuyana kadar; “Vajinam Benim Köyümdü”. 2010’da New York’daki mahallem, Yukarı Batı Bölgesi’nde bir V-Day prodüksiyonuna dahil olarak V-Day ve Eve Ensler ile tanıştım. Bizim tiyatro dünyasında ‘eski’ diye kabul ettiğimiz bu oyun seyirciyle buluştuğunda meselenin tiyatro yapmaktan çok daha büyük olduğunu gördüm. Bir sonraki yıl oyunu ben yönetiyordum. Eve ile o yıl tanıştık, Union Square’de bir stüdyodaki V-Day toplantısında. Kendi kendime ne kadar da ayakları yere basan, ve zeki bir kadın diye düşündüğümü hatırlıyorum. Ünü, ve yüzlerce kadının kahramanı olması dolayısıyla ondan beklediğim küçük dağları ben yarattım havasına sahip değildi. Beni en çok etkileyen şu sözleri olmuştu: “Değişimin tepeden geleceği umuduyla politikacılarla görüştüm, Birleşmiş Milletler temsilcileriyle, her kapıyı çaldım. Belli bir süre sonra, o insanların takvimindeki bir başka toplantı olduğumu anladım. Değişim tepeden değil, aşağıdan başlayacak, bizden, sizden. Buna inanın.”

Vajina Monologları’nın yankısı o kadar büyük olmuş ki, dört yıl sonra Eve Ensler V-Day isimli kadına şiddete karşı savaşan global bir dernek olan V-Day’i kurmuş, sene 1998.

Bu yıl yönettiğim prodüksiyon 'Kadınların Sesleri'

Bu yıl yönettiğim prodüksiyon

V-Day ne yapıyor? 150’ye yakın ülkede kadınlar bir araya gelerek Vajina Monologları’nı sahneliyorlar. Bu bir sahne okuması da olabilir. Çok fazla prova yapılmaması öneriliyor, oyuncular profesyonel de olabilir, amatör de, önemli olan birbirini destekleyen bir komünitenin oluşması. Bilet gelirlerinin %10’u V-Day’e giderken, geri kalan %90 kadına şiddete karşı savaşan lokal bir organizasyona gönderiliyor. Geçtiğimiz 6 yıl boyunca benim V-Day ekibim, 8 farklı derneğe toplamda 80 bin doları aşkın para bağışladı. Yani üç beş kadının bir araya gelmesinden başlayan hareket bugünün dünyasında birçoklarınca tek gerçek şey olarak görülen paraya dönüşebiliyor.

V-Day bunca parayla ne yapıyor? Kongo’da kadınlara sığınma evi, okul ve iş imkanı yaratan City of Joy ‘Neşe Şehri’, Irak’ta kadın ve kızlar için açılan okullar, Haiti’de, Afganistan’da kadın sığınma evleri, Amerika’da Yerlilere uygulanan şiddete karşı, ve Meksika’da kaçırılan kızlar açılan kampanyalar, ve daha birçok farklı yerde kadınların bilinçlenip güçlenmesini sağlayan adımlar atıldı.

One Billion Rising, Bir Milyar Ayağa Kalkıyor, ya da Türkiye’de daha çok bilinen adıyla Bir Milyar Kadın Dans Ediyor, V-Day’in 3 yaşındaki bebeği. Hikayenin geri kalanını bu hareketin annesi Eve Ensler’den dinleyelim…

Kenya'da Sığınma Evi, lider: Agnes

Kenya’da Sığınma Evi, lider: Agnes

Ensler – V-Day 15 yıldır devam ediyordu, dünyanın birçok yerinde sanatçılar ve aktivistler bu konuda farkındalık yaratmaya, ve dernekler organizasyonlar için para toplamaya devam ediyorlardı. Ve kendi kendimize ‘Evet, birçok zaferimiz var. Ama şiddet devam ediyor. Nasıl bir sonraki aşamaya geçebiliriz’ diye düşündük ve dünyadaki herkesi hep birlikte ayaklanıp dans ederek kadına şiddete karşı çıkmaya davet etmeye karar verdik. İlk yılki, Bir Milyar Ayağa Kalkıyor, bir davetti. Ve 200’den fazla ülkede milyonlarca insan bu etkinliklere katıldı, ve beraberce ayaklandı. Bu ilk yıl çok önemliydi, Çünkü etkinliklerin organizasyonu sırasında bu konuda yıllardır çalışan birçok grup bir araya gelip ortak çalışmalar yaptı. Herkes lokal çevresine özgü sorunları işaret etme fırsatı buldu. Bu harika gelişmelerden sonra ikinci yılında Bir Milyar, Adalet için Ayağa Kalkıyor’a karar verdik. İnsanların neden ayaklandığı konusunda çok belirgin bir mesaj vermek istedik. Bu yolda, şiddetle yolu kesişen meselelerin altı çizildi; ekonomik suistimal, ırksal adaletsizlik, cinsel şiddet hepsi bir yerde birleşiyor. Bu yıl da çok büyük global katılım gerçekleşti ve bu defa insanlar belirli noktalarda ayaklandılar. Örneğin madenlerde toplandılar ve çalışma koşullarının, doğanın, büyük kurumların daha düşük maaş

Kongo. Photo: Paula Allen

Kongo. Photo: Paula Allen

vererek çalışmak zorunda olan kadın işçilerin suistimal edilmesinin altını çizdiler. Orduda görev yapan kadınlar ayağa kalktı, askeriyedeki tacizi işaret ettiler, restoranlarda çok düşük maaşlara çalışarak müşterilerin bahşişlerine muhtaç olduklarından tacize uğrayan kadınlar ayaklandılar. Hindistan’da binek arabası kullanan sürücülere cinsiyet eğitimleri verildi, şimdi bir çoğunun arabalarında ‘benim dinim kadınlara saygı göstermek’ yazıyor. Zimbabwe’de kabile şefleri katıldı, kendi kabilelerindeki şiddet sorunlarını çözmek için adımlar attılar. Yani adalet konusunda çok belirgin adımlar atıldı. Ve bu defa Roma’da toplanan genel koordinatörler 2015 için gerçek değişimler yaşanmasını istediler ve bu yılın çağrısı; Devrim. Ve yine katılımın katlanarak çoğalıyor. Afganistan’da 32 farklı bölgede toplanılıyor, Meksika’da, Hindistan’da, Filipinler’de 250’den fazla etkinlik düzenleniyor, Amerika’nın her eyaletinde, Kenya’da, Kongo’da… Ve görülen o ki ayağa kalkışlar farklı formlarda, kimileri hükümetlerine sesini duyurmaya çalışıyor, kimileri kendi aileleri ve yakın çevrelerindeki dertleri çözmeye çalışıyor, kimileri kafa yapılarını değiştirmeye çalışıyor, kimileri asgari ücreti yükseltmek için ayağa kalkıyor. Herkes kendisi için gerekli olan değişim, devrim için ayağa kalkıyor.

Emir Gamsızoğlu'ndan V-Day Konseri, 10 Mart'ta New york'a bekleriz:)

Emir Gamsızoğlu’ndan V-Day Konseri, 10 Mart’ta New York’a bekleriz:)

EM – Böyle bir harekete liderlik etmek isteyen kadınlar ya da sanatçılar için ne gibi önerilerin olur?

Ensler – Bu kampanya ile ilgili en güzel şey, dünyanın her neresindeysen çevrendeki sorunlara işaret etmek için istediğin formda bir araya gelerek ayağa kalkabilir ve bu hareketin gerekliliğinin altını çizmek ve gücünü artırmak için kendi sanatsal ve aktivist yaratıcılığını kullanabilirsin. Ve kimsenin iznine ihtiyacın yok, sadece harekete geçip yapman yeterli.

EM – Türkiye %99 müslüman bir ülke. Ve sen dünyanın dört bir yanından farklı dinler ve kültürlerden insanlarla tanışıyorsun. Dinlerin kadına şiddet konusunda bir rolü olduğunu söyleyebilir miyiz?

Ensler – Bence birçok din erkek egemen bir temele dayanıyor. Bir çoğu kadını marjinalleştiriyor, sesini duyurmasına çok izin vermiyor, klişe kalıplara sokuyor. Kilise, sinagog, camii… genel olarak erkek egemen yerler, ve maalesef kadına karşı şiddete açık kapı bırakabiliyor. Fakat aynı zamanda bu harekete destek veren çok fazla din adamı olması konusunda ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Bir çok kilise, sinagog bu ayaklanmaya katılıyor, ve müslüman ülkelerde bu harekete destek çok büyük.

EM – Evet, Afganistan ve Irak’taki katılımın büyüklüğü çok heyecan verici

Ensler – Aynen öyle… Daha bu sabah Cidde’de, Gazze’deki bür sürü etkinliklerden haberdar oldum. Pakistan’da çok fazla bir araya gelen grup var, önümüzdeki hafta ben de orada olacağım. Libya’da, Somali’de.. müslüman ülkelerin büyük çoğunluğu bu harekete destek veriyor.

Almanya

Almanya. Photo by Nika Kramer

EM – V-Day kapsamında hep sanatsal etkinlikler düzenliyoruz. Sanatın toplumsal değişim yaratmaktaki rolü nedir?

Ensler – Sanat bizi gerçek dünyadaki ayrışmadan, birbirimizden ayrı olduğumuz ilüzyonundan uzaklaştırıp bir araya getiriyor. Bizi bazen yepyeni bir bilinç düzeyine taşıyarak kalben iletişim kurmamızı sağlıyor. Bence dans etmek kadınların travmalarını aşmalarını sağlayabiliyor, bence bedenlerimizi harekete geçirdiğimizde bu dünyada kapladığımız yeri hatırlıyoruz ve beraberce dans etmek yeni bir bilinç yaratabilecek bir enerji ortaya çıkarıyor. One Billion Rising ile ilgili en harika şey, lokal bir hareket global bir birliğe dönüşüyor ve bu çok güzel bir model.

EM – Bu global harekette sosyal medyanın nasıl bir rolü var?

Ensler – Çok önemli bir rolü var. Herşeyden önce birbirimizi görüp birbirimizden etkilenebiliyoruz. Dünyanın dört bir yanından farklı yaratıcı fikirler çıktığını görüyoruz ve gruplar birbirilerinin yaratıcılıklarından etkilenebiliyorlar.

EM – Birçok kadın, bunlar çok büyük meseleler benim küçük dünyamda yapacağım bir şey neyi değiştirir ki diye düşünebilir.

Ensler – Bence bilinçlenen ve ezilmeye karşı çıkan her birey dünyanın değişmesine yol açıyor. Bu kadar güçlü olduğumuza inanmalıyız diye düşünüyorum. Altında yaşadığımız kapitalist, erkek egemen balon bize kendimizi önemsiz hissettiriyor, sanki fikirlerimizin, yaptıklarımızın bir etkisi yokmuş gibi gösteriyor. Ama ben tam tersine inanıyorum. İster evinizde, ister köyünüzde, kiliseniz, camiinizde, iş yerinizde nerede isterseniz yaptığınız şeyler, attığınız adımlar bilinçlerin değilmesinde rol oynuyor. Yıllar boyunca bunu gözlerimizle gördük. İlk yıl destek veren erkekler de vardı, ikinci yıl daha çok erkeğin katıldığını gördük, bu yıl o kadar çok erkek bu hareketin içinde ki! Ve bence tüm bunlar tek bir kişiden başlıyor, senden başlıyor.

EM – Dünyanın farklı yerlerindeki deneyimlerin sonucunda, kadına karşı şiddeti tetikleyen bir davranış biçimi olduğunu söyleyebilir misin?

Eve Ensler - photo by B Lacombe

Eve Ensler – photo by B Lacombe

Ensler – Erkek egemen kültür değişmedikçe şiddet hep bir metod olarak kullanılacak. Bizim yapabileceğimiz, oğlanlara, genç erkeklere erkeklik denen şeyin ne demek olduğunu bir daha düşündürerek, ve başka türlü bir iletişimin mümkün olduğunu, kızlar ve kadınlara da doğruları söylemenin, sessiz kalmamanın önemini anlatmak. Hep beraber ayağa kalkıp başka türlü bir davranış şeklinin varlığını hatırlatma, ilişkilerin hükmetme, işgal etme ve hak ihlali üzerine kurulması gerekmediğini anlatma. Çünkü bence erkek egemen yaşayıştaki davranış bunun üzerine örülü.

EM – Türkiye’de ayağa kalkanlara bir mesajın var mı?

Farklı şehirlerdeki etkinliklerle harekete katılmasına ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Katılanların, hepimizin, tüm dünyada bir olduğunu hatırlamasını isterim.

Etkinliklerden görüntüleri (özellikle video) dünya ile paylaşmak için #Rise4Revolution #1billionrising hashtag’lerini kullanabilirsiniz. http://www.onebillionrising.org 13 Subat’tan itibaren tüm dünyadan görüntüleri blogunda paylasacak.

Milliyet’te yayınlanan röportajı okumak icin: 

http://www.milliyet.com.tr/siddete-karsi-kadinlar-devrim–gundem-2013076/

Yönetmenliğini yaptığım V-Day ekibim Eve ile! Photo:  www.jlaphotography.com

Yönetmenliğini yaptığım V-Day ekibim Eve ile! Photo: http://www.jlaphotography.com

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s